11 Şubat 2010 Perşembe
SONSUZLUK
Evrenin sınırlı ve sürekli genişlemekte olduğu kanıtlanmıştır. ya sonrası nedir ? BOŞLUK... sonsuz boşluk... Akıl oyunu yapalım önce: şu anda içinde bulunduğunuz bedeninizi düşünün yer kaplamaktadır. çünki madde. uzayda yer kaplayan herşeye denir. nerde yer kaplıyorsunuz ? bir adım atınca nerde yer kaplıyorsunuz ? Şimdide sonsuzluktan bir hayali çizgi çekin ve merkezi siz olun. siz şu anda sonsuzluğu ikiyemi bölüyorsunuz ? aynı şeyi fanusta üşünün ve fanusu boşaltın ne var içinde. Hiç dediğiniz bir şey var.. muhakkak adınızı koymak gereken bir şey var fanusun içinde. yapılan araştırmalarda fanusun içi ne kadar boşaltılırsa boşaltılsın içinde enerjinin olduğu yönünde.. SONSUZ ENERJİNİN İÇİNDEYİZ hayalinizde bedeninizi parça parça boşaltın boşalan yerde ne var ? sonra evreni düşünelim evet yer kaplıyor ama nerde yer kaplıyor? yer kaplayan bir şeyin. yer kaplaması için (yer kaplamayan bir yere) muhakkak ihtiyacı vardır. yer kaplamayan bir ŞEY olmasaydı yer kaplayan şey yer kaplayamazdı.. yani maddenin (yer kaplayanın) yer kaplaması için metafizik bir alana ihtiyacı vardır. NASIL HAREKET EDERİZ. evren tamamen madde ile dolu bir havuzdur.. diğer maddeler ile yer değiştirerek hareket ederiz yer kaplayan şey başka yer kaplayan bir şeyde yer alamaz. bunun içindirki farkında olamasakta yaşarken sürekli milyonlarca atomu iter ve kendimize yer açarız günlük yaşamda. Buna kanıt şudurki DUVARIN İÇİNDEN GEÇEMEYİZ ama duvarı yada herhangi bir şeyi iterek onun yer kapladığı yerde yer kaplarız. METAFİZİK SONSUZLUK (yer kaplamayan yer) olmasaydı bizde olamazdık. peki nedir bu metafizik sonsuzluk ? Din adamlarının anlatmaya çalıştığı bumudur sizce ? Tanrı her an her yerdedir ? her an heryerde olabilmeniz için metafizik sonsuzluk olmanız gerekir. Bütün hayatımızı yönlendiren şey ayaklarımız ellerimiz yada bedenimizmi yoksa DÜŞÜNCELERİMİZMİ? hayatın anlamını günlük işleri ve hatta bu yazıyı okurken bile ve Tanrıyı bile düşüncelerimizle anlayabiliyor isek Tanrı neden DÜŞÜNCE yada ŞUUR olmasın ? Tanrı sonsuzdur diyenler tam tersini düşünmüşlermidir ? yani : SONSUZLUK Tanrıdır diyebilmişlermidir ? şimdi soruyorum: TANRIMI SONSUZDUR ? yoksa SONSUZLUK TANRIMIDIR ? Milyarlarca atom molekül ve madde haline getirdiği şekliyle bir ROBOT yaratıp ona ruhundan üfleyen(akıl veren) ve insan dediği bu robotun beyninde düşünen şey ONUN yansıması ve ÖZÜmüdür ? SONSUZ BİLGİSAYAR.(şuur) maddeden yarattığı bu robota (insana) metafizik hafıza kartımı takmıştır?
4 KADIN MESELESİ
Geçen günlerde yine bir tv kanalında... bir gazeteci ve tv yada radyo yöneticisi iki eşi olduğunu iddia ederek yayına gelmişti ve Allah tan Kurandan islamiyetten bahsedip çok eşliliğin bir hak olduğunu savunup kendini haklıya çıkarma gayretinde idi ve ne üzücüki Kuran araştırmacısı olduğunu söyleyen bir abimiz ona yeterli yanıtı vermekten aciz kalmıştı ve çok üzülmüştüm. ve 4 kadın yada çok eşlilik konusunda yazma gereği duydum Bu konuyu nerde konuşsam haklı olduğumun kanıtları ile karşılaştırıyorum. O tv kanalında ve o tartışmada olmayı ve gerçekleri anlatmayı isterdim. neymiş o gerçekler hep beraber bakalımmı ? Hristiyanlık musevilik ve müslümanlık hangisinde olursanız olun bilinen bir gerçek vardırki hepimiz ilk insan olan hz. Ademden ve hz Havva den geldiğimize inanırız ve Kurandada anlatılan budur.. Şimdi soruyorum : Allah kainatı yaratmış ve dünyayı bütün tabiatı ve sonrada ilk insan yani Ademi yaratmış.... Dünyada erkek olarak tek insan Adem ve dünya üzerinde üremeye çoğalmaya en çok hak sahibi olan bu insana bile Allah tek eş yaratmamışmı ? Kuranda şunumu okudunuz yoksa : Allah ademi yarattı onada eşleri olan ayşe yi, fatmayı, zehrayı ve havvayımı yarattım diye yazmış ?.. Dünyada üremeye çoğalmaya en çok hak sahibi olması gereken hz. Ademe bile tek eşi uygun gören Allah, ne olmuştudu sonraları çok eşlilikten bahsetmiştir. Kuranı kerimde çok eşlilikle ilgili bahis: sure nisa suresininn 3. ayetidir ve ademin yaratılışınıda aynı surenin 1. ayetinde anlatır Kuranı açıp okumayanlar için o ayetleri buraya taşımak istiyorum: Nisa suresi 1. ayet. Diyanet Vakfı 1. Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir. Nisa suresi 3.ayet Yaşar Nuri Öztürk : Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kılınan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla yetinin. İşte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur. Şimdi öncelikle ayetin başında yetimler hakkında diyor.. öncelikle bu gün bile bazı şeyhler bazı insanlar ve bırakın onu bazı milletvekilleri bile birden fazla eş alıyorlar... onlara soruyorum: eşleriniz yetimmidi ? sonrada 1400 yıl önceye dönüyorum. Biliyorsunuz hz. Muhammed 40 yaşında idi ve 22 kusur sene parça parça Kuran vahy oldu yani savaşlar oldu olaylar 0ldu ve o olaylarla ilgili ve savaşlarla ilgilide ayetler indi.. O zamanın toplumuna bakalım şimdide sadece o topluma değil diğer benzer toplumlarda ataerkil bir yaşam kadına hiç denecek kadar iş sahası yok KAdın çocukların bakımı ve ev ve yemek işleri erkekte barınma.. gıda.. ve koruma işlerini paylaşmış. örnek vermek gerekirse şöyle yapalım diyelimki tek eşliler ve bu topluluk 30,000 kişi ve 10 bin kadın ile 10 bin erkek evli ve tek eşli ve diğer 10 binde çocuklar yaşlılar ama hayatın gerçeği savaşlar var ve savaş çıktı. 3000 erkek kadınların korunması için orda kaldı 7.000 erkek savaşa gitti ve büyük bozguna uğradılar ve 5000 i öldü.. anlaşma yaptılar ve karşı devlete 50000 altın vergi verecekler ve geri döndüler... 5000 kadın dul ve bunların yetim kızlarınıda düşünürseniz en az 10000 dul ve yetim....... şimdi hayat devam ediyor ve beslenmeleri gerek ne yapmaları lazım kadın olarak ? 1. seçenek :: çalışmaları lazım ama iş sahaları yok.... 2. seçenek. hırsızlık yapabilirler... ama hem suç hem büyük günah cehennem sonu olan büyük günah.. 3. seçenek. kandilerini satıp fuhuş yapabilirler.. ama bu dahada büyük günah ve suç. 4. seçenek yapacak bir şey yok intihar etmeleri gerek... en büyük günah ve sonu cehennem.. Bakın dostlar 4 tarafları dikenli tel olan bir durum var ve lütfen bu kadınlara bir çıkış yolu gösterin... ve bu çıkış Kuranda şartlara bağlanmış. ve nisa suresinin 3. ayeti inmiş.. bakın çok eş alan ve kuranı gösterenlere ve bunlara cevap veremiyen İlahiyatçılara Nisa suresinin ilk ayetini ve hz ademe neden çok eş verilmediği halde bu ayette çok eşliliğe izin verildiğini ve bu ayetin başındada yetimler hakkında diyor. bunu gösterin ve onlara sorun onların bahanesi şu ki geçenlerde yine beyaz hocaya sordular çok eşliliği İlahiyatçı olacak bu şahıs efendim cahiliyede erkekler 10 ve fazlası hatta 50 kadın alıyordu. Allah bunun sayısını 4 e indirmiş. ya dostum Allaha nasıl hesap vereceksiniz lütfen o ayetleri okuyun ve benim yorumumu okuyun ve 14 asır evele zaman yolculuğu yapında sorunu anlayın lütfen. Şimdi bu olay işine gelmiş yada yanlış anlamış insanlara sorarsanız şöyle diyeceklerdir efendim 1400 yıldır çok evlilik var islamiyette diye. Ama ben yemin ediyorumki onlar babalarından dedelerinden böyle gördü ve bu ayetlerin aslını anlamak işlerine gelmedi.
hz. HATİCE yalanı (MASALI)
hz.aişe masalı (yalanı)
Sahih olduğu kabul edilen hadislerde Peygamberimizin hz. Aişe ile 6 yaşında evlendiği ama 9 yaşında gerdeğe girdiği yazar. bu Buharide ve Müslümde ve bir kaç hadisçide yazılıdır güya bunlar 7 şahit getiren yazıcılardır. Günüzmüzde düşünün 50 yaşında bir adam 9 yaşında kızla ilişkiye girse ne olur ? Belki linç edilir ve kanunen de büyük suçtur ve gerçekten çok cezalar alır. Biz bu hadisleri inanırsak ne olur: Peygamberimizi sapık ve Allahıda bu sapıklığa izin vermiş bir yaratıcı olarak kabul etmiş olmazmıyız ? Hz. muhammedin ölümünden 200 sene sonra yaşamış buhari ve müslim bunları nerden biliyor. peygamberimiz ise aişe 9 yaşına girdiğinde onla ilşkiye girdim diye yanındakilere bildirmişmi yani ? peygamberimiz 9 yaşında aişe ile cinsellik yaşadığını o 7 şahidemi anlatmış ? dünya üzerinde kim anlatır ben karımı küçük yaşta aldımda eh 9 yaşına gelice kızlığını bozdum diye. bu akıl almaz yalana nasıl inandığınızı ve bu hadislerin bile diyanetin sahih olarak kütüphanesinde durmasına dayanamıyorum. Bakın hz. muhammede dair resimler yok neden oysa aynı dönem yaşamış hz. alinin resimleri yokmu günümüze gelen ? hz. muhammedin ölümü ve aradan geçen 200 yılda ne olmuşta herşey gizli kalmış?? nedeni şu: Hz musa ve hz. isaya allahlık payesi verdiler ve şu an bile hz isaya Tanrı diyen milyonlarca hristiyan var. Aynı hatalar son peygamberdede yaşanmasın ve onuda çok yüceltemesinler diye ona ait mezarıda dahil tek bir düğmesi kalmamacasına her şeyi imha ettiler. ve hz muhammedin ölümünden sonra halifeler dönemi ve 4 halifede öldürüldü ve sonra savaşlar karışıklıklar ve aradan geçen zaman herşeyi unutturdu. sonraki yüzyıl gelen insanlarda hep hz. musanın mucizeleri ve hz. isa nın insanları diriltmesinden bahsettiler. hiç anlatacak bir şey bulamayan bazı güya iyi niyetli müslümanlar. tahminlerini yazarak bir çok şey ürettiler . ama o kadar yalanlar ürettilerki. bir ara 2 milyon hadis toplatıldı ? düşünebiliyormusunuz Allahın dinine güya yardım ettiğini düşünen hadisçiler hz. muhammedi SAPIK durumuna düşürecek yalanlar söylediler. lütfen sadece KURANı yani Allahı hayatınıza sokun. Allah defalarca söylüyor. Onlar peygamberdenn başka bir şey değildi. HZ. muhammedin size şafaati falan bunlarda yalan. sebebi şuki. Kuranı okuyun orda hz. nuh ve lutun karısı kurtarılmadı ve hz nuhun oğluda kurtarılmadı ve helak oldular yani o peygamberlerin ne oğullarına ne karılarına yetecek şefaatleri yoktu. her insan kendi yaptıklarından sorumlu. iyi insansanız ve sadece Allaha yöneliyorsanız kimsenin şefaatine ihtiyacınız yok. lütfen bunları araştırın ve körü körüne yalan hadislerin peşinden gitmeyin. şunu hep sorun neden peygamber öldükten 200 sene sonra hadisler yazılmaya başlandı ? o iki asırda ne olmuştu ? yarın ahirette Allah size hesap sorarken diyecekki. demeki ben hz muhammedi 9 yaşında bir kızla cinsellik yaşayacak sapıklığa alet ettim ve ben sessiz kaldım sizin ithamlarınıza göre. yani siz o kadar ahmaksınızki bunlara inandınız diyecek. ve o yalanı uyduran o güya hadisçileri huzura getirecek ve diyecekki itiraf edin bakalım ve onlarda diyecekki bizim kötü bir amacımız yoktu sadece Allahın dinine yardımcı olsun diye bunları dine ekledik. Allahta diyecekki Allahın dinini yayması için yalancılaramı ihtiyacı vardı ve onlara cezalarını verecek ya sizler inanarak nasıl suç işlediniz sizde akıl yokmuydu demiyecekmi ? ben herkesin aklını başına almasını ve doğru olan neyse ona inanmalarını ama inanılacak tek kaynağın bozulmayan ve korunan KURAn olduğunu söylüyorum.
Sahih olduğu kabul edilen hadislerde Peygamberimizin hz. Aişe ile 6 yaşında evlendiği ama 9 yaşında gerdeğe girdiği yazar. bu Buharide ve Müslümde ve bir kaç hadisçide yazılıdır güya bunlar 7 şahit getiren yazıcılardır. Günüzmüzde düşünün 50 yaşında bir adam 9 yaşında kızla ilişkiye girse ne olur ? Belki linç edilir ve kanunen de büyük suçtur ve gerçekten çok cezalar alır. Biz bu hadisleri inanırsak ne olur: Peygamberimizi sapık ve Allahıda bu sapıklığa izin vermiş bir yaratıcı olarak kabul etmiş olmazmıyız ? Hz. muhammedin ölümünden 200 sene sonra yaşamış buhari ve müslim bunları nerden biliyor. peygamberimiz ise aişe 9 yaşına girdiğinde onla ilşkiye girdim diye yanındakilere bildirmişmi yani ? peygamberimiz 9 yaşında aişe ile cinsellik yaşadığını o 7 şahidemi anlatmış ? dünya üzerinde kim anlatır ben karımı küçük yaşta aldımda eh 9 yaşına gelice kızlığını bozdum diye. bu akıl almaz yalana nasıl inandığınızı ve bu hadislerin bile diyanetin sahih olarak kütüphanesinde durmasına dayanamıyorum. Bakın hz. muhammede dair resimler yok neden oysa aynı dönem yaşamış hz. alinin resimleri yokmu günümüze gelen ? hz. muhammedin ölümü ve aradan geçen 200 yılda ne olmuşta herşey gizli kalmış?? nedeni şu: Hz musa ve hz. isaya allahlık payesi verdiler ve şu an bile hz isaya Tanrı diyen milyonlarca hristiyan var. Aynı hatalar son peygamberdede yaşanmasın ve onuda çok yüceltemesinler diye ona ait mezarıda dahil tek bir düğmesi kalmamacasına her şeyi imha ettiler. ve hz muhammedin ölümünden sonra halifeler dönemi ve 4 halifede öldürüldü ve sonra savaşlar karışıklıklar ve aradan geçen zaman herşeyi unutturdu. sonraki yüzyıl gelen insanlarda hep hz. musanın mucizeleri ve hz. isa nın insanları diriltmesinden bahsettiler. hiç anlatacak bir şey bulamayan bazı güya iyi niyetli müslümanlar. tahminlerini yazarak bir çok şey ürettiler . ama o kadar yalanlar ürettilerki. bir ara 2 milyon hadis toplatıldı ? düşünebiliyormusunuz Allahın dinine güya yardım ettiğini düşünen hadisçiler hz. muhammedi SAPIK durumuna düşürecek yalanlar söylediler. lütfen sadece KURANı yani Allahı hayatınıza sokun. Allah defalarca söylüyor. Onlar peygamberdenn başka bir şey değildi. HZ. muhammedin size şafaati falan bunlarda yalan. sebebi şuki. Kuranı okuyun orda hz. nuh ve lutun karısı kurtarılmadı ve hz nuhun oğluda kurtarılmadı ve helak oldular yani o peygamberlerin ne oğullarına ne karılarına yetecek şefaatleri yoktu. her insan kendi yaptıklarından sorumlu. iyi insansanız ve sadece Allaha yöneliyorsanız kimsenin şefaatine ihtiyacınız yok. lütfen bunları araştırın ve körü körüne yalan hadislerin peşinden gitmeyin. şunu hep sorun neden peygamber öldükten 200 sene sonra hadisler yazılmaya başlandı ? o iki asırda ne olmuştu ? yarın ahirette Allah size hesap sorarken diyecekki. demeki ben hz muhammedi 9 yaşında bir kızla cinsellik yaşayacak sapıklığa alet ettim ve ben sessiz kaldım sizin ithamlarınıza göre. yani siz o kadar ahmaksınızki bunlara inandınız diyecek. ve o yalanı uyduran o güya hadisçileri huzura getirecek ve diyecekki itiraf edin bakalım ve onlarda diyecekki bizim kötü bir amacımız yoktu sadece Allahın dinine yardımcı olsun diye bunları dine ekledik. Allahta diyecekki Allahın dinini yayması için yalancılaramı ihtiyacı vardı ve onlara cezalarını verecek ya sizler inanarak nasıl suç işlediniz sizde akıl yokmuydu demiyecekmi ? ben herkesin aklını başına almasını ve doğru olan neyse ona inanmalarını ama inanılacak tek kaynağın bozulmayan ve korunan KURAn olduğunu söylüyorum.
MUCİZE
MUCİZE
Kuranı Kerimde bütün peygamberlere mucizeler verildiği bildirilmiştir özellikle Kitap verilen ve gönderilen peygamberlere çok büyük Mucizeler verilmiştirki insanlar bu mucizeleri görsün peygamberine inansın ve onun öğretilerine uysun diyerek. hz. İsa ölüleri diriltmiş çamurdan kuş yapmış ve ona can verip uçurmuş. bebek iken konuşmuş insanlarla v.b. hz. musada bakara 67-73 te ölü diriltmiş. kızıldenizi ikiye yarmış asası yılana dönüşmüş ve firavun inansın diye 9 mucize gönderilmiş sırayla ve diğer peygamberlerinede mucizeler vermiş. Piyasada satılan kitaplarda hz. muhammed ile ilgili yok 1000 mucize gönderilmiş yok ağaçlarla konuşuyor ağaçlar yürüyormuş yanına geliyormuş ve tonlarca hikaye. Fakat Kuranı Kerimi defalarca okuyan ve araştıran biri olarak ki.. Kuran yaklaşık 23 senede indirildiği için zaman zaman ordaki insanlar sürekli peygamberimizden MUCİZE göstermesini istemişler. aşağıdaki ayetleri okursanız yanılmadığımı anlarsınız. ama yine araştıran arkadaşlar şu söze hiç rastlamıyacaklardır. _ Muhamedede şu mucizeleri verdim. yada Muhammed sende şu Mucizelerimizle git o insanlaraki sana inansınlar diye. şimdi o insanların nasıl mucize istediğini ortaya koyalım ayetlerle.:::
En'am Suresi
37
Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Kuşkusuz, Allah bir mucize indirmeye Kaadir'dir. Fakat çokları bilmiyorlar."
En'am Suresi
109
Tüm yeminleriyle Allah'a yemin ettiler ki, eğer kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklar. Söyle onlara: "mucizeler ancak Allah'ın katındadır." mucize geldiğinde de iman etmeyeceklerini anlamıyor musunuz?
En'am Suresi
158
Neyi bekliyorlar? Kendilerine meleklerin gelmesini mi, Rabbinin gelmesini mi, yoksa Rabbinin bazı mucizelerinin gelmesini mi? Rabbinin bazı mucizeleri geldiği gün, daha önce iman etmemiş yahut imanında bir hayır sahibi olamamış kişiye imanı hiçbir yarar sağlamayacaktır. De ki: "Bekleyin! Doğrusu biz de bekliyoruz."
Yunus Suresi
20
Şöyle derler: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Gayb, Allah'ın tekelinde. Hadi bekleyin; sizinle birlikte ben de bekleyenlerdenim."
Rad Suresi
7
Küfre sapmış olanlar şöyle derler: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" Sen sadece bir uyarıcısın ve her topluluk için doğruyu ve iyiyi gösteren bir önder vardır
Rad Suresi
27
Küfre sapanlar derler ki: "Rabbinden ona bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Allah dilediğini/dileyeni saptırır. Doğruya yöneleni de kendisine iletir."
Ta-Ha Suresi
133
Dediler ki: "Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya!" Peki, önceki sayfalardaki açık kanıt onlara gelmedi mi?
Enbiya Suresi
5
Şöyle de dediler: "Saçma sapan rüyalar bunlar! Belki de uydurduğu bir yalandır. Belki de bir şairdir o. Hadi bir mucize getirsin bize, öncekilere gönderildiği gibi..."
Şuara Suresi
154
"Sen de bizim gibi bir insansın. Eğer doğru sözlülerden isen, hadi bir mucize getir."
Ankebut Suresi
50
Dediler ki: "Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!" De ki: "mucizeler Allah katındadır. Bana gelince, ben açıkça uyaran biriyim.Peki neden Hz.muhammede mucize verilmemiştir. Bu soruya cevap veremeyen ilahiyatçaılar Kuranın en büyük MUCİZE olduğunu söylüyorlar. anlıyorum ama İsa ve musa peygamberede kitap gönderdi allah ve o kitaplarda o dönem Mucize kitabıydı benim anlatmak istediğin neden o insanlara görünür bir MUCİZE verilmediği? Kuranı Kerimde görünen büyük bir MUCİZE varda acaba ilerki yüzyılların anlıyabileceği bir MUCİZE mi idi ki. bakın yunus suresinde dediği gibi. ^^ Hadi bekleyin; sizinle birlikte ben de bekleyenlerdenim." diyor. Bence hala bekliyor ve umarım bu MUCİZE yakında hayata çıkacak.
Kuranı Kerimde bütün peygamberlere mucizeler verildiği bildirilmiştir özellikle Kitap verilen ve gönderilen peygamberlere çok büyük Mucizeler verilmiştirki insanlar bu mucizeleri görsün peygamberine inansın ve onun öğretilerine uysun diyerek. hz. İsa ölüleri diriltmiş çamurdan kuş yapmış ve ona can verip uçurmuş. bebek iken konuşmuş insanlarla v.b. hz. musada bakara 67-73 te ölü diriltmiş. kızıldenizi ikiye yarmış asası yılana dönüşmüş ve firavun inansın diye 9 mucize gönderilmiş sırayla ve diğer peygamberlerinede mucizeler vermiş. Piyasada satılan kitaplarda hz. muhammed ile ilgili yok 1000 mucize gönderilmiş yok ağaçlarla konuşuyor ağaçlar yürüyormuş yanına geliyormuş ve tonlarca hikaye. Fakat Kuranı Kerimi defalarca okuyan ve araştıran biri olarak ki.. Kuran yaklaşık 23 senede indirildiği için zaman zaman ordaki insanlar sürekli peygamberimizden MUCİZE göstermesini istemişler. aşağıdaki ayetleri okursanız yanılmadığımı anlarsınız. ama yine araştıran arkadaşlar şu söze hiç rastlamıyacaklardır. _ Muhamedede şu mucizeleri verdim. yada Muhammed sende şu Mucizelerimizle git o insanlaraki sana inansınlar diye. şimdi o insanların nasıl mucize istediğini ortaya koyalım ayetlerle.:::
En'am Suresi
37
Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Kuşkusuz, Allah bir mucize indirmeye Kaadir'dir. Fakat çokları bilmiyorlar."
En'am Suresi
109
Tüm yeminleriyle Allah'a yemin ettiler ki, eğer kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklar. Söyle onlara: "mucizeler ancak Allah'ın katındadır." mucize geldiğinde de iman etmeyeceklerini anlamıyor musunuz?
En'am Suresi
158
Neyi bekliyorlar? Kendilerine meleklerin gelmesini mi, Rabbinin gelmesini mi, yoksa Rabbinin bazı mucizelerinin gelmesini mi? Rabbinin bazı mucizeleri geldiği gün, daha önce iman etmemiş yahut imanında bir hayır sahibi olamamış kişiye imanı hiçbir yarar sağlamayacaktır. De ki: "Bekleyin! Doğrusu biz de bekliyoruz."
Yunus Suresi
20
Şöyle derler: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Gayb, Allah'ın tekelinde. Hadi bekleyin; sizinle birlikte ben de bekleyenlerdenim."
Rad Suresi
7
Küfre sapmış olanlar şöyle derler: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" Sen sadece bir uyarıcısın ve her topluluk için doğruyu ve iyiyi gösteren bir önder vardır
Rad Suresi
27
Küfre sapanlar derler ki: "Rabbinden ona bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Allah dilediğini/dileyeni saptırır. Doğruya yöneleni de kendisine iletir."
Ta-Ha Suresi
133
Dediler ki: "Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya!" Peki, önceki sayfalardaki açık kanıt onlara gelmedi mi?
Enbiya Suresi
5
Şöyle de dediler: "Saçma sapan rüyalar bunlar! Belki de uydurduğu bir yalandır. Belki de bir şairdir o. Hadi bir mucize getirsin bize, öncekilere gönderildiği gibi..."
Şuara Suresi
154
"Sen de bizim gibi bir insansın. Eğer doğru sözlülerden isen, hadi bir mucize getir."
Ankebut Suresi
50
Dediler ki: "Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!" De ki: "mucizeler Allah katındadır. Bana gelince, ben açıkça uyaran biriyim.Peki neden Hz.muhammede mucize verilmemiştir. Bu soruya cevap veremeyen ilahiyatçaılar Kuranın en büyük MUCİZE olduğunu söylüyorlar. anlıyorum ama İsa ve musa peygamberede kitap gönderdi allah ve o kitaplarda o dönem Mucize kitabıydı benim anlatmak istediğin neden o insanlara görünür bir MUCİZE verilmediği? Kuranı Kerimde görünen büyük bir MUCİZE varda acaba ilerki yüzyılların anlıyabileceği bir MUCİZE mi idi ki. bakın yunus suresinde dediği gibi. ^^ Hadi bekleyin; sizinle birlikte ben de bekleyenlerdenim." diyor. Bence hala bekliyor ve umarım bu MUCİZE yakında hayata çıkacak.
ölü ölü değilse
Ölü, Ölü Değilse?
Daha da ötesi, şeker ve oksijen yetersizliğinden dolayı sinirlerin, dakikalar içinde çabucak ve geri dönüşü olmayan bir şekilde öldükleri fikrine meydan okundu.
Amsterdam Hollanda Beyin Araştırma Enstitüsü'nde yapılan araştırmalar neticesinde, araştırmacılar, insan beyninden alınan sekiz saatten daha uzun süre ölü olan sinir hücrelerini diriltmeyi başardılar.
30 ölü insan beyninden alınmış ölü olduğu varsayılan sinir hücrelerinin, yapay serebrospinal sıvı ile yıkandıklarında, tekrar yaşama döndürdüklerini ve oksijen yakma ve aksonlar boyunca sinir sinyallerini taşıma yeteneklerini yeniden kazandıklarını buldular.
Araştırmacılar, bazı bilinmeyen mekanizmaların sinirleri ölümden koruduğunu iddia ediyorlar. Sinirlerin şaşırtıcı bir şekilde yeniden hayata dönebilmeleri, beynin uğradığı zararın önceden düşünülenden çok daha geriye döndürülebileceği iddiasını ortaya çıkarıyor. Lazarus'un ruhu beyin hücrelerinin içinde yaşıyor.
Amsterdam Hollanda Beyin Araştırma Enstitüsü Araştırmacı: Jean Carper
Kitabı: Mucize Beyniniz
Okuyucum bu sıvının nereye ve ne miktarda verilmesi gerektiğini bildiğini iddaa ediyor.
BAKARA TEORİSİ
ÖLÜM HAKKINDA NE BİLİYORUZ?
Ölüm hakkında ne biliyoruz? Yaşam hakkında, milyonlarca şey bilmemize rağmen, ölüm hakkında çok az şey bildiğimiz kesin. Beynimiz mi duruyor ilk önce? Yoksa kalbimiz mi? Kalp masajı yapılıp hayata dönen pek çok insan var aramızda. Hatta öldü diye morga konulduğu halde üç-dört saat sonra dirilip ayağa kalkanda var. Bu gibi olayları zaman zaman gazetelerden okuyoruz. Bazı ülkelerde kalbin, nabzın durması ölüm olarak kabul edilirken, bazı ülkelerde beyin ölümü esas alınıyor… Yaşlanıp ölmek iyide, genç yaşta ölende çok… Trafik kazaları, hastalıklar, kalp krizi, cinayetler, uyuşturucu, iş kazaları, savaşlar, sobadan yada şofbenden sızan gazla zehirlenip ölenler ve daha bir çok ölüm çeşidi var. Yaşlılık ölümlerini anlıyorum. Organların tamamına yakını iş göremez duruma gelmiştir. Mikrobik ölümleri de anlayabiliyorum, bazı hayati organlar iş göremez duruma gelmiştir.
Benim anlamadığım şey; daha birkaç dakika evvel gayet sağlıklı iken bir kurşun bedenine saplanıp ölenler yada bir bıçak darbesi alıp kan kaybından ölenler ve denizde boğulup ölenler, nefes borusuna bir şey kaçıpta ölenler? Acaba ölmüyorlar da beyinlerimi duruyor? Buna bağlı olarakta bütün uzuvlar ve kalp duruyor?
İNSAN BEYNİ YENİDEN ÇALIŞTIRILABİLİR Mİ?
Bu gibi durumlarda, Tabiî ki beyindeki hücre ölümleri tamamen gerçekleşmeden
Ben: İnsan beyni bu gibi durumlarda yeniden çalıştırılabilir diyorum. Neden böyle Bir iddiada bulunuyorum biliyor musunuz ? Kuranı-ı Kerim’deki Bakara suresinin yedi ayetinden yola çıkarak insan beynine kadar uzanan bir yolculuk yaptığım için.
Bu yedi ayetin içinde anlatılan “SEMBOL”ü, anlatılmak istenen asıl “ÖZ”ü, iki ayette de anlam değişikliğinin olduğu ve bu yedi ayetin tevsirini dinleyince sizde bana hak verecek ve destekte bulunacağınıza eminim.
Önce Türkiye Diyanet Vakfı Yayınlarınca yayınlanan bu yedi ayeti okuyarak başlamak istiyorum:
Bismillahirrahmanirrahim : Bakara 67. Musa kavmine: Allah bir sığır kesmenizi emrediyor demişti de, bizimle alay mı ediyorsun? Demişlerdi. O’da: Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım, demişti.
Bakara 68: Bizim adımıza Rabbine dua et, bize onun ne olduğunu açıklasın dediler.
Musa : Allah diyorki: O, ne yaşlı nede körpe, ikisi arasında bir inek. Size emredileni hemen yapın dedi.
Bakara 69 Bu defa : Bizim için rabbine dua et, bize onun ne renkte olduğunu açıklasın, dediler.
O’ diyorki : Sarı renkli, parlak tüylü, bakanların içini açan bir inektir dedi.
Bakara70 ( Ey Musa! ) Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın, nasıl bir inek keseceğimizi anlayamadık. Biz İnşallah emredileni yapma yolunu buluruz dediler.
Bakara 71 (Musa) dediki: Allah şöyle buyuruyor: O henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma) renginde hiç alacası olmayan bir inektir. işte şimdi gerçeği anlattın dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler, ama az kalsın bunu yapmayacaklardı.
Bakara 72 : Hani siz bir adam öldürmüştünüz de onun hakkında birbirinizle atışmıştınız. Halbuki Allah, gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktır.
Bakara 73: Haydi, “şimdi (öldürülen) adama, (kesilen ineğin) bir parçasıyla vurun” dedik. Böylece Allah ölüleri diriltir ve düşünesiniz diye size ayetlerini (peygambere verdiği mucizelerini ) gösterir.
Bu ayetlerin hemen ardından , gerekli açıklamalar yapılmıştır.
Şöyleki: Bu ayetlerde geçen inek kesme kıssası, daha ziyade İsrailoğulları’ndan iki gencin, mirasına konmaları için amcalarını öldürmelerine bağlanır. Olay Hz. Musa’ya arz edilir. Hz. Musa’da bir türlü katilleri bulamaz ve Allah sığınır. O’da bir inek kesilmesini. O’nun bir parçasıyla ölüye vurulmasını, ölünün dirilip katili haber vereceğini bildirir.
Neticede böyle olur. Ayetlerin zahiri de buna işaret eder. Ancak eski Mısır’lıların ineğe tapmaları, bir ara Yahudi’lerinde buzağıya tapmış olmaları, sığır kesilmesi hadisesinde başka hikmetlerinde bulunduğunu gösterir. Bir parçasıyla o’na vurun buyurulup, arkasındanda Allah’ın ölüleri diriltmesinden bahsedilince, müfessirlerin çoğu, bunu: kesilen ineğin bir parçası ile ölüye vurulmak sureti ile onun dirilmesi şeklinde anlamışlardır. Bu taktirde Olay bir mucizedir. Allah’ın kudreti ile böyle bir sebep olmadan da dirilebilir. Dikkatleri daha ziyade çekmek için böyle bir merasim tertip edilmiş ve akabinde “mucize gerçekleşmiştir”
BENİM YORUMUM VE TEVSİRİM :
Bakara suresindeki 67—73 ayetleri arasında anlatılan Hz. Musa zamanında yaşanmış bir olayın anlatıldığı bu 7 ayetin müteşabih ayetler yani: İç içe anlam taşıyan ayetler olduğu bir çok müfessir tarafından dile getirilmiş ve böyle müteşabih ayetlerde, Allah’ın bazı anlamları “SEMBOL”lerle ifade ettiği birçok alim tarafından açıklanmıştır..
Ben bu ayetlerle ilgili araştırmaya Bakara 71- deki ayetleri yorumlayarak başladım. Onlarca meal ve tevsirler de bakara kelimesinin anlamı : Dişi sığır yani inek olarak açıklanmış ve kabul edilmiştir…
Onlarca meal ve tevsirlerin hiç birinde öküz yada tosun olarak anlatıldığına rast gelmedim. 71. ayeti okurken de sanki bir çelişki olabilecek bir şey dikkatimi çekti.
Bakın. 71. ayette : Boyunduruk altına alınmayan ve yeri sürmeyen, ekin sulamayan bir “İNEK” tarif edilmiş. Oysa yüzlerce yıldır, bütün toplumlarda koca memeleri ile kilolarca süt veren inekler, sütten kesilmesin diye bu iş öküzler tarafından yapılır. Eğer öküz yoksa at tarafından çifte sürülür. Atın dişi olanı da çifte sürülebilir hatta bazı yerlerde eşekler develer ve insanlar bile çift sürmüştür. Ama inekler çifte sürülmez. Peki bu bakış açısı ile baktığımız zaman niye Allah böyle bir ayet göndermiş olabilir?
İneklerin çift sürmediğini bilmediği için mi? Yoksa bu ayetlerde anlatılan İNEK’in bir SEMBOL olduğunu anlamamız ve düşünmemiz için mi? Özellikle böyle bir şey istemiş olabilirdi? Hakkıyla Alim olan Allah’ın her şeyi bildiğine göre demek ki ikinci şıkkı düşünmemiz gerekiyor. Yani bu ayetlerde anlatılan BAKARA’nın bir SEMBOL Olma olasılığını..
Bu ayetlerde Allah öküz isteyebilirdi. Özellikle İNEK istediğine göre ineğin vasıflarını taşıyan bir SEMBOL olmalıydı. Bu ayetlerde istenen, inekle öküzü birbirinden ayıran belirgin özellik ne idi? Her iki Cinste de boynuz olabilir, derileri ve renkleri aynı olabilir ama ilk bakışta göze çarpan belirgin özellik İneğin MEMELİ olmasıdır.
Aramamız istenen SEMBOL öncelikle MEMELİ olmalıydı. Ayrıca yeri sürmeyen bu “SEMBOL MEMELİ yi denizde yada gökte aramamız gerektiğini düşündüm. Ayette açıkça yeri sürmeyen ve boyunduruk altına alınmayan bir inek istenmişti. Denizde ve gökyüzündeki bütün hayvanlar ne yeri sürüyor nede boyunduruk altına alınıyorlardı çünkü. Denizdeki balıklar yumurtlar bildiğiniz gibi ama, balinalar, yunuslar ve foklar MEMELİ dirler.
Şimdi yalnız 69. ayette renginin sarı olması gerekiyordu. Fakat ne balinalar ne yunuslar ne de foklarda böyle sarı bir renge rastlamadım. Demek ki yüzümü gökyüzüne çevirip orda aramalıydım Bu SEMBOL MEMELİ yi..Gökyüzünde de yüzlerce kuş türü vardı ve hepsi Yumurtlama özelliğine sahipti. Fakat Yüce Allah sadece bir türü evet evet sadece tek bir türü MEMELİ yaratmıştı. YARASALAR………….
Peki 69. ayette belirttiği gibi sarı renkli ve hiç alacası olmayan bir Tür var mıydı? Tabiiki vardı vampir YARASA….. tıpkı 1.sayfadaki resim gibi. Bu ayetlerde anlatılmak istenen SEMBOL MEMELİ vampir yarasa ise gerçekten, ölüyü diriltmekle ilgili olan bu ayetlerle ne ilgisi vardı? Bu sorunun cevabı ise 67. ayette ve 73. ayette gizliydi…
Diyanet Vakfının 73.ayetin ardından yapmış olduğu açıklamayı hatırlayalım bir parçası ile ona vurun buyurulup arkasındanda Allah’ın ölüleri diriltmesinden bahsedilince, müfessirlerin çoğu bunu kesilen ineğin bir parçası ile ölüye vurulmak suretiyle onun dirilmesi şeklinde anlamışlardır. 67. ayetten başlayarak bir inek istenmesi ve bu ineğin tarif edilmesinden sonra 73. ayette o’nun bir parçasıyla maktüle (ölüye) vurun denince, müfessirler, şöyle düşünmüşler;
İnek isteniyor ve bir parçası ile vurun dendiğine göre demek ki inek boğazlanmış ve bir parçası ile vurarak adama vurulmuş ve adam dirilmiş. Öyleyse 67. ayetteki zebd kelimesi (boğazın yarılması) olarak tevsir edilmeliydi. Ve bu boğazın yarılmasından yola çıkılarak ineğin boğazlandığı ve boğazlanmaktan da ineğin kesilmesi anlamı çeviriden çeviriye değişmiştir.
Araştırmalarım beni bu yolu düşünmeye itti. Yoksa ineğin kesilmesi değil de sembol memelinin yani YARASA nın kesilmesi ile ne alakası olabilirdi? Bu ayetlerde bilimsel bir açıklama olmalıydı. Çünkü ayetlerin sonunda bir öldürülen adam hayata dönüyordu. Öldürülen adamın sadece BEYNİ durmuş olup beyninin yeniden çalıştırılabilmesi için bir FORMÜL anlatılıyor olabilirdi.
Özellikle 67. ayette (boğazı yarın) dan sonra gelen cümle şu;
Bizimle alay mı ediyorsun? Alay edilecek bir şey yoktu ki. Demek ki burada alay edildiğini zannedecekleri bir kelime kullanılmıştı. Hz. Musa’ya gidipte Allahtan yardım istemeleri ise bu insanların Allah’a inançlı olduklarını gösterir… Eğer ki ayetlerde ineği kesin” denmiş olsaydı hemen bu işlemi yaparlardı. Bazı müfessirlerin dediği gibi. Samiri’nin buzağıdan heykel yapıp ona tapmalarını örnek göstermeleri bence yanlış. Çünkü Kuranda. Bu iki olayın hangisinin daha önce olduğuna dair hiç bir kanıt yok. Demek ki burada alay edildiğini zannedecekleri bir ANLAM var.. Şimdi o anlamı bulmaya çalışacağız.
Boğazla ilgili çok araştırma yaptım…
Zebd kelimesinden yani (boğazı yarmak) kelimesinden yola çıkarak… boğazın kesilmesi değil esnetilmes olduğunun farkına vardım. Ve diğer sayfada göreceğiniz gibi esneyen insan ve hayvanların resmini görüp anlayacağınızı umuyorum..
Şimdi bu anlamı ile Ayetleri okumaya başladığımız anda, neden bizimle alay ediyorsun? dediklerini daha iyi anlayacağız:
Bakara 67. Musa kavmine: Allah bir sığır (esnetmenizi) emrediyor demişti de :
Bizimle alay mı ediyorsun? Demişlerdi. O’da : Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım, demişti. Bizimle alay mı ediyorsun diyorlar çünkü: inekler esnemez.
Resimlerde Göreceğiniz gibi bir çok hayvan türü esner hatta bazı balık türleri bile esner Ama İNEK esnemez… Hz. Musa İneği esnetin deyince o’nun alay yada eğlence yaptığını sandılar. Ama Musa : Allah’tan vahiy geldiğini ve doğru söylediğini ısrar edince bu esneyen ineği bulmak için sorular sordular.
Ne genç ne yaşlı dendi. Renginin sarı olduğu söylendi ama böyle bir inek yoktu. Ancak ne zamanki 71.ayette : Boyunduruk altına alınmayan, yeri sürmeyen, ekin sulamayan bir inek istenince bunun inek olmadığını çünkü; ineklerin zaten bu işlemi yapmadığını düşündüler ve bizim gittiğimiz yoldan giderek SEMBOL MEMELİ ye yani yarasaya ulaştılar.
Esnetilmesi gereken sembol memeli yarasa idi ve onu bulup esnettiler..
Şimdide 73. ayette: O’nun bir parçası ile maktule vurun denince Neyin bir parçası ile maktule vurulduğunu bulacağız. Bunun için önce yarasayı esnetmemiz gerekiyor tabii ki…
YARASAYI nasıl ESNETİRİZ ? Günümüz şartlarında ve tıbbi olarak düşünelim lütfen.. Eğer uyutun denseydi uyku ilacı vururduk değil mi? Ama yarasayı esnetin dendiğine göre yarasayı esnetecek ilacı bulur ve şırıngaya koyar ve yarasaya enjekte ederdik değil mi? Eğer yarasa esnemeye başladı ise aradığımız İLAÇ doğru demekti.
Şimdi elimizde bir şırınga ve içinde yarasayı esnetecek ilaç var ve yarasaya vuruyoruz. Evet esnemeye başlıyor demek ki ilaç doğru. Şimdi de aynı şırıngayı öldürülen adama doğrultun ve o’nun bir parçası ile maktule vurun. İşte Allah böyle diriltir ölüleri demiyor mu?
73. ayet. ( kesilen ineğin) bir parçası ile değil de (şırıngadaki ilacın) bir parçası ile olması gerekiyor. Eğer ki bu memeliyi yarasa olara düşündüğümüz andan itibaren aslında ölen adamı yeniden hayata döndürecek ilaç aynı zamanda da yarasayı esnetiyor… Bu bir formülün tarifi..
Şırıngadaki ilacıda merak ettiğinize eminim
OKSİTOSİN HORMONU: İnsan beyninin HİPOFİZ BEZ’inde yer alan bir hormon. Gökyüzünün tek memeli hayvanı olan yarasayı esneten ilaç insan beynindeki bir HORMON! Bu Sizce sadece tesadüf mü? Yoksa Allah’ın gizemli yollarından biri mi?
BU ARAŞTIRMAYA BAŞLAYABİLİRMİYDİM?
Bu surede anlatılan bakara, inek olmasaydı, eğer öküz istenilseydi. Memeli aramıyacaktım… Bu yaşıma kadar çift süren inek görmemiştim, eğer ki ineklerde çift süreydi……..
3. gökyüzünde milyonlarca kuş yumurtluyordu ve sadece bir tür memeli idi. Yarasalarda yumurtluyor olsa idi………
4. denizde de balinalar, yunuslar ve foklar memeli idi ama sarı renkli olan yoktu..
5. yarasa türlerinde de sarı renkli yarasa olmasa idi ……….
6. Bir çok hayvan türü gibi ineklerde esniyor olabilseydi…….
7. İnek örneğinde olduğu gibi yarasalarda esnemiyor olaydı…..
8. 73. ayette gerçekten (kesilen ineğin bir parçasıyla vurun) yazıyor olsaydı. (o’nun bir parçasıyla vurun) diyerek yoruma açık olmasaydı
9.Yarasayı esneten ilaç doğada olabilirdi ama insan beyninde.. Bir insanı hayata Döndüren ayetlerin anlatıldığı bir surede insan beynindeki bir hormon tarif edilmeseydi.
HİPOFİZ BEZİ HİPOTALAMUS
Hipofiz bezinin beyindeki görevi Hipatolomustan aldığı sinyalle gerekli olan hormonu kana bırakmak ve bu hormonlarında kan dolaşımı ile vücudun her yönüne gitmesi ve gerekli bezler tarafından alınmasıdır genel olarak. Ama doğal olmayan ölüm şekillerinde insan beyni durduğu için hipofiz bezindeki bu hormon salgılanıp başka bir beze gidememekte ve görevini yapamamaktadır. Çünkü kan dolaşımı yoktur. Bunun için bu hormonun, tıbbi müdahale edilerek gerekli beze verilmesi gerekmektedir. Beyinde böyle bir bez mevcut mu peki?
Evet. Beynin arkasında bulunan ve bütün sinir hücrelerinin bağlantısı bulunan bu bez (epifiz) yada (pineal) olarak anılmaktadır. Araştırmamın ilk başlarında birkaç profesörle görüştüğümde şunu söylediler. “Beyne 3- 5 dakika oksijen gitmese beyin hücreleri onarılmaz şekilde ölür”. Ama, 2000 yılında hürriyet gazetesinde ki bir makale bana daha çok azim verdi. Ertuğrul Özkök’ün bir makalesi idi ve “Jean Carper” adlı bir araştırmacının kitabından alıntılar vardı.
Mucize Beyniniz adlı bu kitapta şunu yazıyor:
Bu kitap daha sonraları Türkçe olarak elime geçti. Amsterdam’da bulunan Hollanda Beyin Araştırma Enstitüsü yaklaşık 8 saat önce ölmüş 30 insan beynindeki öldü olarak kabul edilen sinir hücrelerini hayata döndürmeyi başarmışlar. Mucizevi olarak beyin sinir hücrelerinin ölmediğini iddia ediyorlar. Bu çok güzel bir gelişme idi ve öyle olaylar oluyordu ki, ölüpte 3-4 saat sonra hayata dönen insanlar vardı. Bunları ya gündelik hayatta görüyor yada gazete sayfalarında okuyorduk. 3-5 dakika oksijen gelmeyince beyin ölüyor ise gerçekten? bu insanlar nasıl hayata dönüyordu?.. Şimdi şunu açıklama gereği duydum ki. Ben Kuran ayetlerini yalanlamıyorum, tam aksine bunun müteşabih yani başka anlamının böyle olabileceğini iddia ediyorum.
Yanılmış olabilir miyim? Diye çok defa kendime sordum. Evet yanılabiliyor olabilirdim, bunu kabul ediyorum ama yanıldığımın ispatı içinde bu bilimsel bir insan beynindeki deney yapılmış olması gerekirdi.
Birde şöyle düşünüyorum: YA YANILMADIYSAM ?
Ya anladıklarım ve anlattıklarım gerçekten doğru ise? Bunun için doğal olmayan bir şekilde öldü kabul edilen bir insana bir deney yapılması gerektiğine inanıyorum ve bunun için mücadele ediyorum. Çalışmalarım ve yorumlarım İzmir'de bulunan bir bölgesel gazete olan YENİ ASIR gazetesinin 1 haziran 2003 Pazar günü 12. sayfasında yayınlanmıştır…
metindurali@hotmail.com
Daha da ötesi, şeker ve oksijen yetersizliğinden dolayı sinirlerin, dakikalar içinde çabucak ve geri dönüşü olmayan bir şekilde öldükleri fikrine meydan okundu.
Amsterdam Hollanda Beyin Araştırma Enstitüsü'nde yapılan araştırmalar neticesinde, araştırmacılar, insan beyninden alınan sekiz saatten daha uzun süre ölü olan sinir hücrelerini diriltmeyi başardılar.
30 ölü insan beyninden alınmış ölü olduğu varsayılan sinir hücrelerinin, yapay serebrospinal sıvı ile yıkandıklarında, tekrar yaşama döndürdüklerini ve oksijen yakma ve aksonlar boyunca sinir sinyallerini taşıma yeteneklerini yeniden kazandıklarını buldular.
Araştırmacılar, bazı bilinmeyen mekanizmaların sinirleri ölümden koruduğunu iddia ediyorlar. Sinirlerin şaşırtıcı bir şekilde yeniden hayata dönebilmeleri, beynin uğradığı zararın önceden düşünülenden çok daha geriye döndürülebileceği iddiasını ortaya çıkarıyor. Lazarus'un ruhu beyin hücrelerinin içinde yaşıyor.
Amsterdam Hollanda Beyin Araştırma Enstitüsü Araştırmacı: Jean Carper
Kitabı: Mucize Beyniniz
Okuyucum bu sıvının nereye ve ne miktarda verilmesi gerektiğini bildiğini iddaa ediyor.
BAKARA TEORİSİ
ÖLÜM HAKKINDA NE BİLİYORUZ?
Ölüm hakkında ne biliyoruz? Yaşam hakkında, milyonlarca şey bilmemize rağmen, ölüm hakkında çok az şey bildiğimiz kesin. Beynimiz mi duruyor ilk önce? Yoksa kalbimiz mi? Kalp masajı yapılıp hayata dönen pek çok insan var aramızda. Hatta öldü diye morga konulduğu halde üç-dört saat sonra dirilip ayağa kalkanda var. Bu gibi olayları zaman zaman gazetelerden okuyoruz. Bazı ülkelerde kalbin, nabzın durması ölüm olarak kabul edilirken, bazı ülkelerde beyin ölümü esas alınıyor… Yaşlanıp ölmek iyide, genç yaşta ölende çok… Trafik kazaları, hastalıklar, kalp krizi, cinayetler, uyuşturucu, iş kazaları, savaşlar, sobadan yada şofbenden sızan gazla zehirlenip ölenler ve daha bir çok ölüm çeşidi var. Yaşlılık ölümlerini anlıyorum. Organların tamamına yakını iş göremez duruma gelmiştir. Mikrobik ölümleri de anlayabiliyorum, bazı hayati organlar iş göremez duruma gelmiştir.
Benim anlamadığım şey; daha birkaç dakika evvel gayet sağlıklı iken bir kurşun bedenine saplanıp ölenler yada bir bıçak darbesi alıp kan kaybından ölenler ve denizde boğulup ölenler, nefes borusuna bir şey kaçıpta ölenler? Acaba ölmüyorlar da beyinlerimi duruyor? Buna bağlı olarakta bütün uzuvlar ve kalp duruyor?
İNSAN BEYNİ YENİDEN ÇALIŞTIRILABİLİR Mİ?
Bu gibi durumlarda, Tabiî ki beyindeki hücre ölümleri tamamen gerçekleşmeden
Ben: İnsan beyni bu gibi durumlarda yeniden çalıştırılabilir diyorum. Neden böyle Bir iddiada bulunuyorum biliyor musunuz ? Kuranı-ı Kerim’deki Bakara suresinin yedi ayetinden yola çıkarak insan beynine kadar uzanan bir yolculuk yaptığım için.
Bu yedi ayetin içinde anlatılan “SEMBOL”ü, anlatılmak istenen asıl “ÖZ”ü, iki ayette de anlam değişikliğinin olduğu ve bu yedi ayetin tevsirini dinleyince sizde bana hak verecek ve destekte bulunacağınıza eminim.
Önce Türkiye Diyanet Vakfı Yayınlarınca yayınlanan bu yedi ayeti okuyarak başlamak istiyorum:
Bismillahirrahmanirrahim : Bakara 67. Musa kavmine: Allah bir sığır kesmenizi emrediyor demişti de, bizimle alay mı ediyorsun? Demişlerdi. O’da: Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım, demişti.
Bakara 68: Bizim adımıza Rabbine dua et, bize onun ne olduğunu açıklasın dediler.
Musa : Allah diyorki: O, ne yaşlı nede körpe, ikisi arasında bir inek. Size emredileni hemen yapın dedi.
Bakara 69 Bu defa : Bizim için rabbine dua et, bize onun ne renkte olduğunu açıklasın, dediler.
O’ diyorki : Sarı renkli, parlak tüylü, bakanların içini açan bir inektir dedi.
Bakara70 ( Ey Musa! ) Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın, nasıl bir inek keseceğimizi anlayamadık. Biz İnşallah emredileni yapma yolunu buluruz dediler.
Bakara 71 (Musa) dediki: Allah şöyle buyuruyor: O henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan (salma) renginde hiç alacası olmayan bir inektir. işte şimdi gerçeği anlattın dediler ve bunun üzerine (onu bulup) kestiler, ama az kalsın bunu yapmayacaklardı.
Bakara 72 : Hani siz bir adam öldürmüştünüz de onun hakkında birbirinizle atışmıştınız. Halbuki Allah, gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktır.
Bakara 73: Haydi, “şimdi (öldürülen) adama, (kesilen ineğin) bir parçasıyla vurun” dedik. Böylece Allah ölüleri diriltir ve düşünesiniz diye size ayetlerini (peygambere verdiği mucizelerini ) gösterir.
Bu ayetlerin hemen ardından , gerekli açıklamalar yapılmıştır.
Şöyleki: Bu ayetlerde geçen inek kesme kıssası, daha ziyade İsrailoğulları’ndan iki gencin, mirasına konmaları için amcalarını öldürmelerine bağlanır. Olay Hz. Musa’ya arz edilir. Hz. Musa’da bir türlü katilleri bulamaz ve Allah sığınır. O’da bir inek kesilmesini. O’nun bir parçasıyla ölüye vurulmasını, ölünün dirilip katili haber vereceğini bildirir.
Neticede böyle olur. Ayetlerin zahiri de buna işaret eder. Ancak eski Mısır’lıların ineğe tapmaları, bir ara Yahudi’lerinde buzağıya tapmış olmaları, sığır kesilmesi hadisesinde başka hikmetlerinde bulunduğunu gösterir. Bir parçasıyla o’na vurun buyurulup, arkasındanda Allah’ın ölüleri diriltmesinden bahsedilince, müfessirlerin çoğu, bunu: kesilen ineğin bir parçası ile ölüye vurulmak sureti ile onun dirilmesi şeklinde anlamışlardır. Bu taktirde Olay bir mucizedir. Allah’ın kudreti ile böyle bir sebep olmadan da dirilebilir. Dikkatleri daha ziyade çekmek için böyle bir merasim tertip edilmiş ve akabinde “mucize gerçekleşmiştir”
BENİM YORUMUM VE TEVSİRİM :
Bakara suresindeki 67—73 ayetleri arasında anlatılan Hz. Musa zamanında yaşanmış bir olayın anlatıldığı bu 7 ayetin müteşabih ayetler yani: İç içe anlam taşıyan ayetler olduğu bir çok müfessir tarafından dile getirilmiş ve böyle müteşabih ayetlerde, Allah’ın bazı anlamları “SEMBOL”lerle ifade ettiği birçok alim tarafından açıklanmıştır..
Ben bu ayetlerle ilgili araştırmaya Bakara 71- deki ayetleri yorumlayarak başladım. Onlarca meal ve tevsirler de bakara kelimesinin anlamı : Dişi sığır yani inek olarak açıklanmış ve kabul edilmiştir…
Onlarca meal ve tevsirlerin hiç birinde öküz yada tosun olarak anlatıldığına rast gelmedim. 71. ayeti okurken de sanki bir çelişki olabilecek bir şey dikkatimi çekti.
Bakın. 71. ayette : Boyunduruk altına alınmayan ve yeri sürmeyen, ekin sulamayan bir “İNEK” tarif edilmiş. Oysa yüzlerce yıldır, bütün toplumlarda koca memeleri ile kilolarca süt veren inekler, sütten kesilmesin diye bu iş öküzler tarafından yapılır. Eğer öküz yoksa at tarafından çifte sürülür. Atın dişi olanı da çifte sürülebilir hatta bazı yerlerde eşekler develer ve insanlar bile çift sürmüştür. Ama inekler çifte sürülmez. Peki bu bakış açısı ile baktığımız zaman niye Allah böyle bir ayet göndermiş olabilir?
İneklerin çift sürmediğini bilmediği için mi? Yoksa bu ayetlerde anlatılan İNEK’in bir SEMBOL olduğunu anlamamız ve düşünmemiz için mi? Özellikle böyle bir şey istemiş olabilirdi? Hakkıyla Alim olan Allah’ın her şeyi bildiğine göre demek ki ikinci şıkkı düşünmemiz gerekiyor. Yani bu ayetlerde anlatılan BAKARA’nın bir SEMBOL Olma olasılığını..
Bu ayetlerde Allah öküz isteyebilirdi. Özellikle İNEK istediğine göre ineğin vasıflarını taşıyan bir SEMBOL olmalıydı. Bu ayetlerde istenen, inekle öküzü birbirinden ayıran belirgin özellik ne idi? Her iki Cinste de boynuz olabilir, derileri ve renkleri aynı olabilir ama ilk bakışta göze çarpan belirgin özellik İneğin MEMELİ olmasıdır.
Aramamız istenen SEMBOL öncelikle MEMELİ olmalıydı. Ayrıca yeri sürmeyen bu “SEMBOL MEMELİ yi denizde yada gökte aramamız gerektiğini düşündüm. Ayette açıkça yeri sürmeyen ve boyunduruk altına alınmayan bir inek istenmişti. Denizde ve gökyüzündeki bütün hayvanlar ne yeri sürüyor nede boyunduruk altına alınıyorlardı çünkü. Denizdeki balıklar yumurtlar bildiğiniz gibi ama, balinalar, yunuslar ve foklar MEMELİ dirler.
Şimdi yalnız 69. ayette renginin sarı olması gerekiyordu. Fakat ne balinalar ne yunuslar ne de foklarda böyle sarı bir renge rastlamadım. Demek ki yüzümü gökyüzüne çevirip orda aramalıydım Bu SEMBOL MEMELİ yi..Gökyüzünde de yüzlerce kuş türü vardı ve hepsi Yumurtlama özelliğine sahipti. Fakat Yüce Allah sadece bir türü evet evet sadece tek bir türü MEMELİ yaratmıştı. YARASALAR………….
Peki 69. ayette belirttiği gibi sarı renkli ve hiç alacası olmayan bir Tür var mıydı? Tabiiki vardı vampir YARASA….. tıpkı 1.sayfadaki resim gibi. Bu ayetlerde anlatılmak istenen SEMBOL MEMELİ vampir yarasa ise gerçekten, ölüyü diriltmekle ilgili olan bu ayetlerle ne ilgisi vardı? Bu sorunun cevabı ise 67. ayette ve 73. ayette gizliydi…
Diyanet Vakfının 73.ayetin ardından yapmış olduğu açıklamayı hatırlayalım bir parçası ile ona vurun buyurulup arkasındanda Allah’ın ölüleri diriltmesinden bahsedilince, müfessirlerin çoğu bunu kesilen ineğin bir parçası ile ölüye vurulmak suretiyle onun dirilmesi şeklinde anlamışlardır. 67. ayetten başlayarak bir inek istenmesi ve bu ineğin tarif edilmesinden sonra 73. ayette o’nun bir parçasıyla maktüle (ölüye) vurun denince, müfessirler, şöyle düşünmüşler;
İnek isteniyor ve bir parçası ile vurun dendiğine göre demek ki inek boğazlanmış ve bir parçası ile vurarak adama vurulmuş ve adam dirilmiş. Öyleyse 67. ayetteki zebd kelimesi (boğazın yarılması) olarak tevsir edilmeliydi. Ve bu boğazın yarılmasından yola çıkılarak ineğin boğazlandığı ve boğazlanmaktan da ineğin kesilmesi anlamı çeviriden çeviriye değişmiştir.
Araştırmalarım beni bu yolu düşünmeye itti. Yoksa ineğin kesilmesi değil de sembol memelinin yani YARASA nın kesilmesi ile ne alakası olabilirdi? Bu ayetlerde bilimsel bir açıklama olmalıydı. Çünkü ayetlerin sonunda bir öldürülen adam hayata dönüyordu. Öldürülen adamın sadece BEYNİ durmuş olup beyninin yeniden çalıştırılabilmesi için bir FORMÜL anlatılıyor olabilirdi.
Özellikle 67. ayette (boğazı yarın) dan sonra gelen cümle şu;
Bizimle alay mı ediyorsun? Alay edilecek bir şey yoktu ki. Demek ki burada alay edildiğini zannedecekleri bir kelime kullanılmıştı. Hz. Musa’ya gidipte Allahtan yardım istemeleri ise bu insanların Allah’a inançlı olduklarını gösterir… Eğer ki ayetlerde ineği kesin” denmiş olsaydı hemen bu işlemi yaparlardı. Bazı müfessirlerin dediği gibi. Samiri’nin buzağıdan heykel yapıp ona tapmalarını örnek göstermeleri bence yanlış. Çünkü Kuranda. Bu iki olayın hangisinin daha önce olduğuna dair hiç bir kanıt yok. Demek ki burada alay edildiğini zannedecekleri bir ANLAM var.. Şimdi o anlamı bulmaya çalışacağız.
Boğazla ilgili çok araştırma yaptım…
Zebd kelimesinden yani (boğazı yarmak) kelimesinden yola çıkarak… boğazın kesilmesi değil esnetilmes olduğunun farkına vardım. Ve diğer sayfada göreceğiniz gibi esneyen insan ve hayvanların resmini görüp anlayacağınızı umuyorum..
Şimdi bu anlamı ile Ayetleri okumaya başladığımız anda, neden bizimle alay ediyorsun? dediklerini daha iyi anlayacağız:
Bakara 67. Musa kavmine: Allah bir sığır (esnetmenizi) emrediyor demişti de :
Bizimle alay mı ediyorsun? Demişlerdi. O’da : Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım, demişti. Bizimle alay mı ediyorsun diyorlar çünkü: inekler esnemez.
Resimlerde Göreceğiniz gibi bir çok hayvan türü esner hatta bazı balık türleri bile esner Ama İNEK esnemez… Hz. Musa İneği esnetin deyince o’nun alay yada eğlence yaptığını sandılar. Ama Musa : Allah’tan vahiy geldiğini ve doğru söylediğini ısrar edince bu esneyen ineği bulmak için sorular sordular.
Ne genç ne yaşlı dendi. Renginin sarı olduğu söylendi ama böyle bir inek yoktu. Ancak ne zamanki 71.ayette : Boyunduruk altına alınmayan, yeri sürmeyen, ekin sulamayan bir inek istenince bunun inek olmadığını çünkü; ineklerin zaten bu işlemi yapmadığını düşündüler ve bizim gittiğimiz yoldan giderek SEMBOL MEMELİ ye yani yarasaya ulaştılar.
Esnetilmesi gereken sembol memeli yarasa idi ve onu bulup esnettiler..
Şimdide 73. ayette: O’nun bir parçası ile maktule vurun denince Neyin bir parçası ile maktule vurulduğunu bulacağız. Bunun için önce yarasayı esnetmemiz gerekiyor tabii ki…
YARASAYI nasıl ESNETİRİZ ? Günümüz şartlarında ve tıbbi olarak düşünelim lütfen.. Eğer uyutun denseydi uyku ilacı vururduk değil mi? Ama yarasayı esnetin dendiğine göre yarasayı esnetecek ilacı bulur ve şırıngaya koyar ve yarasaya enjekte ederdik değil mi? Eğer yarasa esnemeye başladı ise aradığımız İLAÇ doğru demekti.
Şimdi elimizde bir şırınga ve içinde yarasayı esnetecek ilaç var ve yarasaya vuruyoruz. Evet esnemeye başlıyor demek ki ilaç doğru. Şimdi de aynı şırıngayı öldürülen adama doğrultun ve o’nun bir parçası ile maktule vurun. İşte Allah böyle diriltir ölüleri demiyor mu?
73. ayet. ( kesilen ineğin) bir parçası ile değil de (şırıngadaki ilacın) bir parçası ile olması gerekiyor. Eğer ki bu memeliyi yarasa olara düşündüğümüz andan itibaren aslında ölen adamı yeniden hayata döndürecek ilaç aynı zamanda da yarasayı esnetiyor… Bu bir formülün tarifi..
Şırıngadaki ilacıda merak ettiğinize eminim
OKSİTOSİN HORMONU: İnsan beyninin HİPOFİZ BEZ’inde yer alan bir hormon. Gökyüzünün tek memeli hayvanı olan yarasayı esneten ilaç insan beynindeki bir HORMON! Bu Sizce sadece tesadüf mü? Yoksa Allah’ın gizemli yollarından biri mi?
BU ARAŞTIRMAYA BAŞLAYABİLİRMİYDİM?
Bu surede anlatılan bakara, inek olmasaydı, eğer öküz istenilseydi. Memeli aramıyacaktım… Bu yaşıma kadar çift süren inek görmemiştim, eğer ki ineklerde çift süreydi……..
3. gökyüzünde milyonlarca kuş yumurtluyordu ve sadece bir tür memeli idi. Yarasalarda yumurtluyor olsa idi………
4. denizde de balinalar, yunuslar ve foklar memeli idi ama sarı renkli olan yoktu..
5. yarasa türlerinde de sarı renkli yarasa olmasa idi ……….
6. Bir çok hayvan türü gibi ineklerde esniyor olabilseydi…….
7. İnek örneğinde olduğu gibi yarasalarda esnemiyor olaydı…..
8. 73. ayette gerçekten (kesilen ineğin bir parçasıyla vurun) yazıyor olsaydı. (o’nun bir parçasıyla vurun) diyerek yoruma açık olmasaydı
9.Yarasayı esneten ilaç doğada olabilirdi ama insan beyninde.. Bir insanı hayata Döndüren ayetlerin anlatıldığı bir surede insan beynindeki bir hormon tarif edilmeseydi.
HİPOFİZ BEZİ HİPOTALAMUS
Hipofiz bezinin beyindeki görevi Hipatolomustan aldığı sinyalle gerekli olan hormonu kana bırakmak ve bu hormonlarında kan dolaşımı ile vücudun her yönüne gitmesi ve gerekli bezler tarafından alınmasıdır genel olarak. Ama doğal olmayan ölüm şekillerinde insan beyni durduğu için hipofiz bezindeki bu hormon salgılanıp başka bir beze gidememekte ve görevini yapamamaktadır. Çünkü kan dolaşımı yoktur. Bunun için bu hormonun, tıbbi müdahale edilerek gerekli beze verilmesi gerekmektedir. Beyinde böyle bir bez mevcut mu peki?
Evet. Beynin arkasında bulunan ve bütün sinir hücrelerinin bağlantısı bulunan bu bez (epifiz) yada (pineal) olarak anılmaktadır. Araştırmamın ilk başlarında birkaç profesörle görüştüğümde şunu söylediler. “Beyne 3- 5 dakika oksijen gitmese beyin hücreleri onarılmaz şekilde ölür”. Ama, 2000 yılında hürriyet gazetesinde ki bir makale bana daha çok azim verdi. Ertuğrul Özkök’ün bir makalesi idi ve “Jean Carper” adlı bir araştırmacının kitabından alıntılar vardı.
Mucize Beyniniz adlı bu kitapta şunu yazıyor:
Bu kitap daha sonraları Türkçe olarak elime geçti. Amsterdam’da bulunan Hollanda Beyin Araştırma Enstitüsü yaklaşık 8 saat önce ölmüş 30 insan beynindeki öldü olarak kabul edilen sinir hücrelerini hayata döndürmeyi başarmışlar. Mucizevi olarak beyin sinir hücrelerinin ölmediğini iddia ediyorlar. Bu çok güzel bir gelişme idi ve öyle olaylar oluyordu ki, ölüpte 3-4 saat sonra hayata dönen insanlar vardı. Bunları ya gündelik hayatta görüyor yada gazete sayfalarında okuyorduk. 3-5 dakika oksijen gelmeyince beyin ölüyor ise gerçekten? bu insanlar nasıl hayata dönüyordu?.. Şimdi şunu açıklama gereği duydum ki. Ben Kuran ayetlerini yalanlamıyorum, tam aksine bunun müteşabih yani başka anlamının böyle olabileceğini iddia ediyorum.
Yanılmış olabilir miyim? Diye çok defa kendime sordum. Evet yanılabiliyor olabilirdim, bunu kabul ediyorum ama yanıldığımın ispatı içinde bu bilimsel bir insan beynindeki deney yapılmış olması gerekirdi.
Birde şöyle düşünüyorum: YA YANILMADIYSAM ?
Ya anladıklarım ve anlattıklarım gerçekten doğru ise? Bunun için doğal olmayan bir şekilde öldü kabul edilen bir insana bir deney yapılması gerektiğine inanıyorum ve bunun için mücadele ediyorum. Çalışmalarım ve yorumlarım İzmir'de bulunan bir bölgesel gazete olan YENİ ASIR gazetesinin 1 haziran 2003 Pazar günü 12. sayfasında yayınlanmıştır…
metindurali@hotmail.com
TANRI VARMI YOKMU İDDİASI ..
Yüzlerce yıldır insanlar Tanrı vardır yada yoktur kavgasını yapmışlardır ? cennet ve cehennemin varlığı yokluğu tartışılmış. kimi şöyle demiş: ya oraya gidip görenmi varki ? ŞİMDİ BİR İDDİAYA GİRELİMMİ ? Ben Tanrı var ve ahiret hayatı var diye idida ediyorum. Sizde kesnlikle yok insanların uydurduğu bir şey ve tekrar yaşam cennet cehennem yok diyorsunuz. iki farklı ve zıt iddia sahibi iddiaya girdiler... SİZCE MANTIKSAL OLARAK KİM KAZANIR ? eğer Tanrı varsa ve ahiret varsa ilk iddia eden yani var diyen kazanır gözlerini açarlar bakarlarki ahiret saati gelmiş ve insanlar, bölük bölük dizilmiş.. İşte o zaman ben kazandım diyecek ilk idida sahibi. şimdi ikinci iddiaya bakalım ahiret hayatı varsa evet kaybettim diyecek AMA EĞER BÖYLE BİR ŞEY YOKSA YANİ AHİRET HAYATI YOKSA tekrar dirilemediği için HİÇ BİR ZAMAN sonsuza kadar BEN KAZANDIM diyemiyecek .. 1.iddia sahibi (var diyen): ilk seçenekte kazandı. 2.seçenekte kaybetmedi. 2.idia sahibi: (yok diyen) ilk seçenekte kaybetti 2.seçenekte kazanamadı 2.iddia sahibinin yani Tanrı yoktur diyen insanın MANTIKSAL OLARAK İDDİA KAZANMASI İHTİMALİ yoktur... 1.iddia sahibinin ise kazanma ihtimali yüzde 50 dir ama kaybetme ihtimali SIFIRdır..
BAĞIMLILIK
Bu gün bağımlılığa başka pencereden bakacağız. Dünya üzerinde yediğimiz ,içtiğimiz şeyler o kadar çokturki bunları saymmakla bitiremeyiz. Fakat garip olan bir yönünden bakmak istiyorum: elma yeriz ama elma bağımlısı olmayız. bal yeriz. muz yeriz ama bağımlısı olmayız. olmassa olmazlarımız değildir. çerez yeriz yılbaşı genelde ama her zaman canımız çerez çekmez. olsada olur kuru fasulye yemeği ama her gün aynı yemeği yemeyiz... bir patlıcanın bile 800 çeşit yemeği olduğu düşünülürse hayatımız boyunca ağzımızın tonlarla tatla tanıştığına şahit oluruz. sağlıklı olan vücudumuza yaralı olan hiç bir yiyecek ve içecek bizde bağımlılık yapmaz. Fakat sıgara,alkol,esrar,kokain,eroin.cafein gibi maddeler nedense bağımlılık yapar ve sık sık bunları almayı isteriz. Bunlar bağımlılık yapan KÖTÜ maddelerdir. ve hepsi S:S:S yani Santral Sinir Sistemimize etki eden maddelerdir. tamam sıgarayı ve alkolü içeriz cafeinli ürünleride (kahve,çay) tüketir ve içeriz ama genel hayatta KUMAR bağımlılarıda vardır KUMAR ne yenir içilir ama yinede bağımlılık yapar bunu hep biliriz. KÖTÜ olan her şey BAĞIMLILIK mı yapıyor yoksa ? fuhuş,hırsızlık,yalanıda bu bağımlılığa ekleyebiliriz belki. Vücudumuzda hangi mekanizmalar çalışırki hangi KÖTÜ maddeye yada olaya el atarsak bizi çemberine alır ve çoğu kez ölüme kadar gidecek bir sürece sokar. HER BAĞIMLILIK FARKLI ETKİ YAPAR: sıgaranın bağımlılığı ile esrarın bağımlılığı farklıdır. EROİN in ise çok fazladır.. kapılan kolay kolay ölmeden kurtulamaz. 35 yıldır kumar oynarım diyeni çok duyarız yada yıllardır alkol alırım eğer içmeseydim apartmanım olurdu diyenleri çok gördük. BAĞIMLILIĞIN İLACI VARMI ? bazı seçenekler ve ilaç yollarına gidilsede TEK ve ETKİLİ ÇÖZÜM İRADE dir. AKLIN yaptığı hatayı beden etkisine alır ve kurtuulmak istediğinizde ise yine AKILa bağlı İRADE çözüm getirir. İmtihan dünyası diyen ve inanan insanlara bir nebze kanıt olması gerekir diye bu satırları düşünmeniz için yazdım. AKIL ve İRADE mi imtihanda? neden sadece KÖTÜ olan şeyler BAĞIMLILIK yapar. yorum yapacak arkadaşlar bilimsel bir makale olmadığı sürece saçmalamaktan vazgeçerse düşünen insanlara bir ÇÖZÜM olsun istiyorum sadece düşünelim .. düşünelim..diye yazdım. metindurali@hotmail.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)